Derviş YÜCEL - MUTLULUK !

“Mutluluk” ele geçirilemeyen fakat kendisine ulaşmayı arzulatan bir duygu mudur ?

Derviş YÜCEL - MUTLULUK  !

“Mutluluk”, insanoğlunun “insan” olarak yaşaması mıdır ?

“Mutluluk” kişiye özgü bir şey midir ?

“Mutluluk” ve Kadın ?

Günlük hayatımızda “mutluluk”tan çok söz ederiz, çünkü mutluluk insan hayatının ayrılmaz bir parçası gibidir. İnsanı ümidinin peşine takar sürükler. Her iyi dilekte “mutluluk” dilenir, çünkü iyi niyetin ürünüdür. İyilik alameti olan “mutluluk” kişiye özgü bir şeydir.

“Mutluluk” genellikle gençler için “mutlu olun” şeklinde kullanılır. Çünkü gençler daha yolun başındadır. Dilenen şey, gençlerin geçireceği hayatıdır. Gelecekteki iyiliği, başarısı ve mevkisi’nin niyet marifetiyle arzu edilmesidir. “Mutluluk”, hayat tecrübesi olan büyüklerin, geleceği önlerinde olan gençlere bildirdikleri, aktardıkları tecrübe yumağının niyet halidir. Ancak; HAYATIN HER ZORLUĞUNU İLİKLERİNE KADAR YAŞAMIŞ, zorluklara göğüs germiş, hayatın zorluklarını ÜMİTLE AŞMAYA ÇALIŞMIŞ her düşünceli insan, bu dünyada mutluluğun olmadığını, ya da çok zor olduğunu bildiği için, gençlere daima ümitle “mutluluk” dilemektedir. Burada amaç şu olsa gerek;  “ BİZİM ULAŞAMADIĞIMIZ MUTLULUĞA ÇOCUKLARIMIZ ULAŞIR MI”? düşüncesidir. Mutluluğun elde edilmesinin zor olduğunu bile bile hep “mutluluk” dileriz. Bu da insan oğlunun temiz niyetindendir. Bu yalan dünyada; iyi bir hayat, makam-mevki, zenginlik vs. “mutluluk”a  götüren araçlar olmasına rağmen “mutluluk”un kendisi değildirler.

“Mutluluk”, ele geçirilemeyen bir kuş gibidir, “nihayet mutluluğu yakaladım” diyerek, yakalamak için uzattığın elinin içinden uçup giden, senden uzaklaşan kuş gibidir mutluluk. Bazı insanlar “ben mutlu bir insanım” diye beyanda bulunurlar. Haklıdırlar, gerekli olan her şeyleri var: varlıkları yerinde, para-pul sahibi, makam-mevki yerinde, ancak o mutlu olduğunu söyleyen insana bakıldığında, her yanından can sıkıcı meselelerin sıra sıra dizildiğini görürüz ! İnsan, kendisinin mutlu olduğunu tesbit ettikçe, sorunları sırayla gelmeye başlar. Sanki sorunlar; “mutluluk nöbetinde” !

İnsanoğlunun doyumsuz nefsini sınırlandırmak, durdurmak için bir çaresi vardır, o da “şükretme”dir. İnsanoğlu zenginliğe de, mevkiye de doymaz, hep ister, hep daha, daha olsun der, sınır ve ölçü tanımaz, insafsızlaşır. İşte o an insana “şükretme” şuuru lazımdır. Var olana kanaat lazımdır, durmak lazımdır.

“İNSAN MEVCUT ŞARTLARIYLA BARIŞIKSA; MUTLUDUR”

İnsanların “mutlu olma” imkanları vardır, ancak “mutluluğa sahip olmak” elle tutulamayan kuşu, yakalama ümidi olarak kalacaktır.

“MUTLULUK” yola çıkan birisine “İYİ YOLCULUKLAR” dileğidir.

 İnsanın “İNSAN” olarak yaşaması başlı başına bir mutluluktur, bundan daha büyük mutluluk olur mu?  Allah’ın yarattığı en şerefli varlık insan; güç, kuvvet, akıl, irade, iman, merhamet, muhabbet, hülasa her şey “insan”da. “İnsan” olmak, başlı başına mutluluktur. Ancak bu “mutluluk”u ulaşılmaz yapan da insanın kendisidir. Kanaatsizliği, doyumsuzluğu, aç gözlülüğü, makam-mevki hırsı, her şeye sahip olma, her şeyi satın alma arzusudur. İnsan; sahip olamayacağı, ulaşamayacağı mutluluk peşinde koşmaktan yorulacak ve o yorgunluk, dünyaya sığamayan insanın kabrinde son bulacaktır.

Mutluluk konusunda düşündüğümüzde başka bir gerçekle karşılaşıyoruz ! “Mutluluk ve Kadın”; mutluluk kadın tabiatına çok daha uygundur. “MUTLULUK, KADININ ALDIĞI HAVA KADAR HAKKIDIR.” En önemli ve en değerli özelliği dünyaya insan getirmektir. Bir insan için, bir kadın için bundan daha büyük bir “mutluluk” olur mu ? Kadının ruh dünyasındaki bu mükemmellik, mutluluk hazinesinin Kadın’da saklı olması anlamına gelmektedir. Kadın tabiatından kaynaklanan bir özelliği; hayatın bir hakikat olduğudur. Bu hakikati de dünyaya insan getirerek ispatlar.

İnsanoğlu bir türlü bu yalan dünya ya sığamaz, dağa- taşa, kurda-kuşa saldırır durur. Dünya dar gelir, akabinde sığınağının bir mezar olduğunu unutur. Maalesef insanoğlunun bu dünya ya sığmayıp taşması hiçbir zaman durmayacaktır.

Hayatın “rahat” olduğunu düşünenler de vardır, ancak: bu, düşünen ve “kaygılı insan” için geçerli değildir. “RAHAT HAYAT” KAYGISIZ, RUHSUZ İNSANLAR İÇİNDİR”.

Hülasa:

“Mutluluk; İNSANDA TECELLİ EDEN İNSANLIKTA’DIR”…

Ahlaklı olmak; mutluluğun hazinesidir.

Ahlaki faziletlerle beslenen ruh, kendi hayat planını ve kendi enerjisi ile hedefine yöneldiği zaman, onu hiçbir mahalle baskısı, hiçbir dedi kodu ve mırmır yolundan alı koyamaz.

YOLUNUZ AÇIK, MUTLULUK HAZİNENİZ DOLU OLSUN…                Tuzla, 27.07.2020