MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA MÜFREDAT ÖNERİSİ (2)
Selahattin ERGÜL

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA MÜFREDAT ÖNERİSİ (2)

Bu içerik 221 kez okundu.

Ülkemizde tekstil alanında gelişmelerin yaşandığı ve tarımda kendi kendine yetebilen ülke söylemlerinin yaygın olduğu yıllarda, bilişim alanındaki ilerlemeler eş zamanlı olarak takip edilememiştir.

Günümüzde bilişim alanında kendi markalarını üreten ülkelerin dünya genelindeki pazar payları artmaktadır. Diğer yandan modern tarım yöntemlerinin geliştirilmesi sonucu daha kısıtlı alanlarda yüksek verime dayalı üretim gerçekleştirilmektedir. Sanayileşmede rekabet gücüne sahip, modern tarım yöntemlerini uygulayan, bilişim alanına egemen olan ülkeler, gelişmişlik düzeyinin ne olduğunu da belirlemektedir. “Yapay zekâ” kavramı etrafında şekillenen gelişmeler ile sanayi ve bilişimin, dolayısıyla üretim ve rekabetin yeni bir aşamasına geçilmekte, gelişmişlik düzeyini belirleyen yeni kriterler oluşmaktadır. Bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde, kaliteli bir eğitim sisteminin, toplumların gelişmişlik düzeyinin korunmasına ve ileri taşınmasına katkı sağladığını tespit etmek kaçınılmazdır.

Yeni müfredat arayışı içindeki Milli Eğitim Bakanlığı’nın, bilginin nasıl bir eğitim süreci ile bilim, teknoloji ve sanata dönüştüğünü tanımlaması gerekmektedir. Gelişmişlik düzeyi farklılaşmasına neden olan eğitim uygulamalarının ne olduğunun tespit edilmesi, eğitim müfredatının da ne olması gerektiği konusuna öncülük edecektir. Bina, donanım, materyaller açısından benzer imkânlara sahip olunsa da ülkelerin eğitim sistemlerinden farklı sonuçların ortaya çıkması, öğretilen bilginin içeriğinin önemini artırmaktadır. Öyleyse eğitim müfredatındaki bilgi ne olmalıdır?

Bilgiyi, “tanımlama, açıklama, kıyas, analiz-sentez, teori” olmak üzere beş basamak üzerinden değerlendirelim. Müfredatta yer alan bilgi, tanımlama ve açıklama düzeyinin ötesine geçerek kıyas, analiz-sentez basamaklarında işlenip teori üretilmesini sağlamalıdır. Teoriyi üretecek olan kişiler, eğitim sistemi içerisindeki bireylerdir. Herkesten aynı anda aynı başarı düzeyi beklenmese de bilginin her basamağındaki birey sayısında kademeli olarak artış yaşanmalıdır.

Örneğin, Osmanlı Devleti’nin tımar sistemi ile Ortaçağ Avrupasının feodalite sisteminin, tanımlama ve açıklama basamaklarındaki bilgi düzeyinde öğretilmesi, bilginin yeniden üretilmesi açısından yetersiz kalmaktadır. Bu iki sistemi kıyaslayıp, toplumsal düzenler ve ekonomik faaliyetler üzerine analiz yapabilen, gerekiyorsa bir senteze ulaşabilen bireylerin yetiştirilmesi gerekmektedir. Bilginin bu şekilde işlenmesi sayesinde, eğitim sistemindeki bireylerin farkındalık düzeylerinin artacağı gibi toplumların kültürel düzeylerinde de yükselme görülecektir.

Laboratuvar deneylerinde, yazılım geliştirmede, yapay zekâ çalışmalarında, uzay araştırmalarında, sanatsal eserlerin ortaya konulmasında kullanılan bilgi, tanımlama ve açıklamanın ötesinde kıyas, analiz-sentez ve teoriye dayanmaktadır. Bireyler, müfredat ile neyi öğrendiğinin ve niye öğrendiğinin farkına varmalıdırlar.  Bilginin gerekçesi fark edilmelidir. Bu tarz bir eğitimi gerçekleştirmek için üniversite hayatını ortaöğretime taşımaya ya da kalın sayfalı ders kitapları yazmaya gerek yoktur. Eğitim müfredatı açısından önemli olan unsur, mevcut şartlar altında bilginin ileri basamaklara taşınması, işlem basamaklarındaki seviyesinin artırılmasıdır.

Bilgi, bir yönüyle stratejik bir hâl almakta; analiz-sentez ve teori basamaklarında Michel Foucault’nun “bilgi iktidardır” yaklaşımına gerçeklik kazandırmaktadır.

Eğitim müfredatındaki bilgi, teori üretmeli veya var olan bir teori doğrultusunda işlenmelidir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
MALTEPE ÜLKÜDER’DEN GELENEKSEL İFTAR SORASI
MALTEPE ÜLKÜDER’DEN GELENEKSEL İFTAR SORASI
TUZLA HALK EĞİTİM MERKEZİ’NDEN GÖNÜL SOFRASI
TUZLA HALK EĞİTİM MERKEZİ’NDEN GÖNÜL SOFRASI