BU TOPRAKLAR (BİZİM ELLER)
Mevlüt GÜLER

BU TOPRAKLAR (BİZİM ELLER)

Bu içerik 393 kez okundu.

İbn-i Haldun;” Coğrafya kaderdir” der. Gerçekten de öyledir. Nasıl ki annemizi, babamızı, doğum ve ölüm günümüzü vb. gibi bazı işleri kendimiz seçemiyorsak, irademiz dışında ise, hiçbir dahlimiz yok ise, nerede doğacağımız ve nerede ne şekilde öleceğimiz de  bizim elimizde değil. Ansızın gelen bir ölüm ile, ansızın geldiğimiz bu dünyadan tası, tarağı toplayamadan geçip gideceğiz. Ve adeta Dünyanın merkezi durumunda bulunan, üzerinde yaşadığımız topraklar özel mülktür, hani bazı bahçelerin duvarında; “ÖZEL MÜLKTÜR GİRİLMEZ” yazıldığı gibi.

Hoca Nasreddin hiçbir vakit boş söz söylememiştir. Nasreddin Hoca’dan rivayet olur ki;” Bir gün,  ayak topuğunu  yere vurup dünyanın merkezi burasıdır” der.

-Emin misin? Hocam!” diye soranlara:

 -İnanmazsanız ölçün” demiş.

Ülkelerimiz bir çok istila, işgal ve  ihanete uğramıştır. Moğol istilası, Haçlı seferleri başta olmak üzere irili ufaklı bir çok entrika ve Bizans oyunu ile karşı karşıya kalmış bu mukaddes topraklar. Fakat mazi (geçmiş)den, ati (gelecek) ye her daim mazlumların sığınağı olmuştur, başı sıkışan, canı darda olan, bunalan her kim olursa olsun, hangi dine mensup olursa olsun soluğu bu kadim topraklarda almış, derdine çare bulmuştur ve bulacaktır ve de buluyor. Yalnızca İnsanlara değil, dahi hayvanlara ve de bilimum canlılara yurt olmuştur. Sığınak olmuştur bu coğrafya. Yüce İslam dinine mensup olduktan sonra merhametin zirvesine çıkmış, adaletin zırhını kuşanmış adeta.  İslam halifesi Hazreti Ömer RA’ın şu öğüdünü kendisine şiar edinmiştir. Der ki Hazreti Ömer RA:” Dağlara, taşlara yiyecek atın ki; İslam diyarında hayvanlar açlıktan ölüyor  demesinler.” Bunun en bariz örneğini eski hükümetler döneminde insan hakları  Bakanımız  Azimet Köylüoğlu, Türkiye’ye öğüt vermeye çalışan bir Avrupalı bakana:” Bizim dedelerimiz, ordu ile tarlalardan geçerken, aldıkları meyvaların parasını dallarına asarlardı” diye ders vermiştir. Tıpkı bunun bir örneğini şahsen biz yaşadık: Askerlik yaparken, Karpuz ve Üzüm tarlalarından geçerken, Komutan kesin emir verirdi:” Hiç kimse tarladan bir parça bir şey almayacak” diye. Bizler de tarlanın yanından, dokunmadan öylece geçer giderdik. Bu toprakların insanı tıpkı Sinop’ta yaşamış olan filozof Diyojen gibi, fıçı içersinde yaşasa bile, karşısına çıkan Makedonya Kralı Büyük İskender olsa bile” Gölge yapma başka ihsan istemez” diyecek kadar asil bir millettir. Türkülerinde bile bu asil ve civanmertliği görmek mümkündür.

“ Har içinde biten gonca güle minnet eylemem,

Harabi, Farisiyi bilmem, dile minet eylemem,

Sırat-ı Müstakim üzere gözetirim Rahimi,

İblisin talim ettiği yola minnet eylemem.

 

Bir acayip  derde düştüm herkes gider karına,

Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına,

Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına,

Rızkımı veren Hüda dır kula minnet eylemem.

 

Ey  Nesimi, Can Nesimi ol gani mihman iken,

Yarın şefaatarım Ahmed-i Muhtar iken,

Cümlelerin rızkını veren ol gani serdar iken,

Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem.”

                                           Nesimî’den…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
PENDİK BELEDİYESİNE “DÜŞÜK KARBON KAHRAMANI” ÖDÜLÜ
PENDİK BELEDİYESİNE “DÜŞÜK KARBON KAHRAMANI” ÖDÜLÜ
KADIRGA SPOR KULÜBÜ’NÜN YENİLENEN LOKAL BİNASI TÖRENLE AÇILDI
KADIRGA SPOR KULÜBÜ’NÜN YENİLENEN LOKAL BİNASI TÖRENLE AÇILDI