YENİ ZELANDA CAMİ KATLİAMI, YENİ HAÇLI SEFERİNİN İŞARETİ Mİ !!

Sistina Şapeli: Papa’nın resmi ikametgâhı (Vatikan)

YENİ ZELANDA CAMİ KATLİAMI, YENİ HAÇLI SEFERİNİN İŞARETİ Mİ !!
YENİ ZELANDA CAMİ KATLİAMI, YENİ HAÇLI SEFERİNİN İŞARETİ Mİ !! İbrahim Dinç
Bu içerik 592 kez okundu.

KONUMUZ YENİ ZELANDA CAMİ SALDIRISI

Papa’nın gelip 13 Şubat 2016 tarihinde Patrik ile 962 yıllık meseleyi hallediyoruz diyerek samimi pozlar vermesini nasıl yorumlayacağız?

Hristiyan Siyonistlerin ve Katoliklerin bazı olaylarda zaman zaman Ortodoksların adına konuşmasını nasıl yorumlayacağız?

Örneğin terörist Tarrant’ın manifestosunun İstanbul kısmı da bu şekilde bir vekâlet konuşması değil midir?

Bu soruların cevabını Prof. Dr. Mete Gündoğan hoca olaylara haçlı seferleri temelli farklı bir yorum penceresi açıyor.

YENİ ZELANDA OLAYI HALA TAZELİĞİNİ KORUYOR. BİR MÜDDET DAHA KORUYACAĞA BENZİYOR…

Bundan sonra da birçok araştırmanın ve değerlendirmenin konusu olacaktır. Halihazırda zaten birçok yorum birikti. Ancak ben farklı bir yorum penceresi açmak istiyorum.

Önce olayı özetleyelim.

15 Mart 2019 Cuma günü, Avustralyalı Hristiyan Brenton Tarrant bir grup arkadaşıyla, Yeni Zelanda Christchurch kentindeki Al Noor ve Linwood Camilerinde cuma namazı sırasında 50 kişiyi katledip 11’i ağır olmak üzere 50 kişiyi de yaralamıştı. Linwood Camisinde yapmak istediği katliamı ise yapamamıştı.

Buradan anlıyoruz ki, planlanan terör saldırısı ile yüzlerce Müslümanın katledilmesi hedeflenmiştir.

Terörist Tarrant, eylemden önce yetkililere 74 sayfalık bir manifesto gönderdi ve sosyal medyadan da paylaştı. Manifesto ile dünyanın diğer ülkelerindeki Müslümanları tehdit ediyor.

İstanbul’a yönelik tehditleri de var; “Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinopol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak” diyor.

Ayrıca, birçok idarecinin öldürülmesi gerektiğini açıkça ifade etmiş. Elbette buna Cumhurbaşkanı Erdoğan da dâhil.

Sanırım zaman içerisinde daha birçok detay ortaya çıkacaktır.

Detaylar olayı netleştirir ama fotoğrafı da değiştirir.

Buradan, aziz milletimizin dikkatine bir iki konuyu takdim etmek istiyorum.

Bunlar ilk planda benim dikkatimi çeken konulardır.

Öncelikle Hristiyan dünyası deyince, bunun bir ve bütün bir yapı olduğunu kabul etmememiz gerekir. Genellemeci bir yaklaşımdan kaçınmalıyız.

Hristiyan dünyası Ortodokslar, Katolikler ve Protestanlar olmak üzere üç ana mezhebe ayrışmıştır. Bundan öte ayrışmaları da binlerce oluşum (mezhepçilik) doğurmuştur.

Bunların içerisinden Ortodokslar bu coğrafyada yüzlerce yıl barış içerisinde yaşadığımız topluluklardır. Savaş süreçlerimiz de olmuştur ancak barış süreçlerimize nazaran daha azdır.

Katolikler ve Protestanlar ile ilişkilerimizde ise savaş süreçleri daha hâkim olan süreçlerdir.

Haçlı seferleri bu iki grubun (ağırlıkla Katolikler ve Protestanlar) önderliğinde geliştirilmiş seferlerdir. Hatta bu haçlılar, coğrafyamızdaki Ortodoksları dahi katletmekten çekinmemişlerdir.

Bu sebeple Ortodokslar’ın önemli bir kısmı İstanbul’un fethinde ‘kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederiz’ diyebilmiştir.

Ortodoksların merkezi Patrikhanedir.

Katoliklerin merkezi Vatikan’dır.

Protestanların genel geçer bir merkezi henüz yoktur. Ancak Batı Avrupa ve Amerika’da etkin olduklarından söz edebiliriz.

Şimdi biz henüz temsili olarak terörist Tarrant’ın bu ayrışmada nereye düştüğünü ve bu eylemin neye hizmet ettiğini bilmiyoruz.

Ancak manifestosunda açıkça görülen bir şey var. O da biz Türklerin önüne Ayasofya Camisi üzerinden Ortodoksların merkezi olan Patrikhane’yi açık hedef olarak koymasıdır. İstanbul’u, doğu yakası ve batı yakası diye ikiye ayırmasıdır.

Hâlbuki Ortodokslar ve başındaki Patrik vatandaşımızdır ve her çalışması devletimizin gözetimi, denetimi ve emaneti altındadır.

Peki şimdi,

Papa’nın gelip 13 Şubat 2016 tarihinde Patrik ile 962 yıllık meseleyi hallediyoruz diyerek samimi pozlar vermesini nasıl yorumlayacağız?

Hristiyan Siyonistlerin ve Katoliklerin bazı olaylarda zaman zaman Ortodoksların adına konuşmasını nasıl yorumlayacağız?

Örneğin terörist Tarrant’ın manifestosunun İstanbul kısmı da bu şekilde bir vekâlet konuşması değil midir?

Bu arada ABD yönetiminde kilit pozisyonlarda Katoliklerin hâkim olduğu bilinen bir gerçektir. Evanjelikler de bunun bir parçasıdır.

Görüyorsunuz işte, detaylar arttıkça şekil değişiyor.

Net hüküm vermek için henüz erken. Ama çıplak gerçek şu; küresel savaş elitleri, birlikte yaşadığımız Ortodoksları ezmemizi istiyor.

Bunun için hassas noktalarımıza baskı uyguluyor.

Bakınız şimdi dışarıdan bir ses; “Ayasofya’da minareleri yıkacağız” dediği anda, içeriden bunun ekosunun “zincirler kırılsın Ayasofya açılsın” olacağını bilmediklerini mi düşünüyorsunuz!

Peki, o zaman yapılmak istenen ne olabilir?

Halkı sokaklara dökerek idarenin eline demokratik bir gerekçe vermek istiyor olabilirler mi?

Neden olmasın?

Sonra da oluşacak veya oluşturulacak tabloyu, “bakınız Hristiyan kardeşlerimiz zulüm altında” diyerek, kendi haçlı seferlerine gerekçe olarak kullanabilirler!

ABD’nin Kudüs’ü bir Yahudi teokratik devleti olan İsrail’in başkenti olarak kabul etmesi 2017 Aralık başına denk geliyor. 2014-2017 arasında Vatikan’ın oldukça yoğun bir gündemi vardı. Papa, bölgede birçok yeri ziyaret etti. Kasım 2014 sonunda da Türkiyeyi.

Haçlı seferlerinin kurgulayıcısı Vatikan, gelişmeler karşısında neden sessiz kalıyor olabilir?

Peki, bu kadar noktadan anlamlı bir polinom geçirebilir miyiz?

Hayır !!

Bize çok bilgi lazım.

Ya da? Derin bilgi !

Böyle bir oyun kurucu akıl için Tarrant, çok kullanışlı bir fanatik beyinsiz. Ama, bu tip beyinsizler kurguda çok işe yararlar.

Derler ya, oynayana değil oynatana bak!

Aziz milletimiz, kim provoke ederse etsin, hüküm vermede acele etmemelidir.

Yeni Zelanda’da katledilen kardeşlerimiz için tabi ki ağlayacağız, acılarımızı yaşayacağız ve paylaşacağız. Ama asla taşkınlık yapmayacağız.

Bizler savaştan korkan bir millet değiliz.

Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayız.

Ama, işin iç yüzünü tam olarak çözemediğimiz bir savaşın oyuncağı da olamayız.

Hatta ve hatta yüzlerce yıl bu coğrafyada birlikte olduğumuz ve emanetimiz altında yaşayanların dahi bazı ihanet tuzaklarına düşmemesi için çok gayret sarf etmeliyiz.

Olaylara çok daha nitelikli bakmak Cenab-ı Allah’ın Nisa Suresi 83. ayetteki şu uyarısı ile bize bir emirdir.

“Kendilerine güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Halbuki onu Resûlullah’a ve aralarından yetki sahibi kimselere götürselerdi, içlerinden haberin mâna ve maksadını çıkarabilenler şüphesiz onu anlarlardı. Size Allah’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz…”

En tepeden aşağı, herkesin, bu tavsiyeler doğrultusunda hareket etmesi barışın yegâne anahtarıdır.

Allah yâr ve yardımcınız olsun.

Vesselâm

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
FATİHLİ ÇOCUKLAR 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMINI ŞENLİK HAVASINDA KUTLADI…
FATİHLİ ÇOCUKLAR 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMINI ŞENLİK HAVASINDA KUTLADI…
TUZLA BELEDİYESİ GENÇLİK MERKEZİ, DGS ADAYLARINA DA ÜCRETSİZ KURS DÜZENLİYOR
TUZLA BELEDİYESİ GENÇLİK MERKEZİ, DGS ADAYLARINA DA ÜCRETSİZ KURS DÜZENLİYOR