SARIKAMIŞ..!

GÖĞE YÜKSELEN DONMUŞ RUHLAR 31 Aralık 2018 Derviş YÜCEL - DİL BİLİMCİ ve EĞİTİMCİ

SARIKAMIŞ..!
SARIKAMIŞ..! İbrahim Dinç
Bu içerik 1457 kez okundu.

Almanya’ da ‘MASTER’ çalışması yapabilmek için Alman devleti yeterlilik sınavını kazandıktan sonra 1983-86 yılları arasında Stuttgart Üniversitesi, Felsefe Fakültesinde Siyasal Bilimler, Pedagoji ve Dilbilimleri dallarında master çalışması yaptı. 1984-86 yılları arasında Alman Kültür Bakanlığı’ nın yabancılar dairesine bağlı ‘Öğretim Görevlisi’ ünvanıyla çalıştı.

Tuzla Musiki Cemiyeti Derneği kurucusu ve 2. Başkanı. Bayburt Eğitim-Kültür ve Hizmet Vakfı Kurucusu .  Anadolu Yakası Bayburt Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı. İstanbul Gazetesi Haberler Müdürü. Tuzla Belediyesi Ulaşım-Çevre ve Sağlık komisyon Başkanı. Türkiye Dergiciler Derneği Kurucusu. Tuzla Belediyesi Kadın ve Aile Komisyonu Raportörü, Fahri Trafik Müfettişi olan Almanca ve İngilizce bilen Derviş YÜCEL evli ve 2 çocuk babasıdır.

"Tarih toplumun hafızasıdır. Geçmişini bilemeyenler geleceğe yön veremezler..."

Sarıkamış Harekâtı Türk tarihinin en dramatik olaylarından biridir. Elbette kahraman bir milletin evladıyız fakat Bizim kahramanlıklarımız aynı zamanda zaferlerle birlikte acılar da yaşatmıştır. Yemen´in kavurucu sıcağından, Sarıkamış´ın dondurucu soğuğuna yazlık elbiseyle çarıksız koşan körpe fidanların hikâyesi yakar sinemizi. Bu bir efsanenin ayakta kalma ve yaşamak için son çırpınışıydı. Asırlarca içten içe altını oyan dış ve iç mihraklar ve yıkılan bir devin çıkardığı feryadının adıdır, Yemen, Çanakkale, Sarıkamış...

Sarıkamış denince içim burkulur, dağ taş çarıksız cesetlerle görünür gözüme, hüzün kaplar içimi. Binlerce Anadolu evladı gömüldü karlara gecenin kör vaktinde mosmor bedenle. Sarıkamış şehitler acılar yurdu...

Sarıkamış, Türk Tarihinin ve savaşlarının en acı olanıdır. Bu acıyı fedakârlıkları, cesareti, ulvi davranışı en iyi şekilde idrak edip gençlerimize aktarmalıyız. Bu aslında yenilgi değil, kendini feda etmenin destanıdır…

Destanlaşan ruhlar; şâd olasınız...

Derviş YÜCEL 31 Aralık 2018

 

SARIKAMIŞ HAKKINDA NELER SÖYLEDİLER:

SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ - MERHUM MEHMED NİYAZİ BEY

10 Nisan 2012 Salı

Önemli savaşlar, zaferler, yenilgiler tarih şuurunu uyanık tutmak, yeni nesillere bizler için ölenleri unutmadığımızı göstermek, yapılan hatalardan ders almak, başarılarının sebeplerinin ne olduğunu bilmek gayretiyle anılırlar.

Bunların gerçekleşmesi ancak olayın doğru ve mümkün olduğu kadar eksiksiz anlatılmasıyla kabildir. Enver Paşa, askerî okulları üstün başarılarla bitirmiş, yabancı ülkelerde mesleğiyle ilgili eğitimler almıştır. Bunlar bir yana, fındık kadar beyni olan karakışta böyle bir hareket yapar mı? Bunca yıldır Sarıkamış şehitlerinin anılmasına şahit oluyoruz; sebebine dair bir cümle duyduk mu?

İş yapan elbette hata yapar. Enver Paşa Trablusgarb Savaşı'nda komutanlık yapmış, İkinci Balkan Savaşı'nın birkaç önemli aktöründen birisiydi; Birinci Dünya Savaşı'nda fiilen başkomutandı. Bu kadar önemli görevlerde bulunan Enver Paşa'nın muhakkak ki hataları olmuştur; ama gelecek nesillerin bunlardan ders çıkarmaları için somut olarak işaret edilmeleri gerekir. İdeolojik gayretlerle yapılan düşmanlıklar aklı erenleri ikna etmeye yetmez; fakat körpe dimağları ideolojik saplantılara sürükler. Bugünkü sıkıntılarımızın kaynağı da bu değil mi?

Birinci Dünya Savaşı'nın bizim açımızdan daha doğru dürüst bir analizi yapılmamıştır. Çıkış sebebi petrol değil miydi? O dönemde bilinen güçlü rezervlerin bulunduğu Kerkük, Musul, Kuveyt, Osmanlı topraklarında olduğuna göre savaşın dışında kalabilir miydik? İngiltere, Fransa ve Rusya'nın oluşturduğu blok daha kuvvetli görünüyordu; saflarında yer almamamız hata mı idi? Yoksa çabalarımıza rağmen bizi kabul etmediler mi? Reddedildikten sonra yanında yer almasaydık Almanya ne kadar dayanabilirdi? Almanya saf dışı kaldıktan sonra bu üç büyük devlet üstümüze çullanmaz mıydı? Böyle bir durumda Türkiye Cumhuriyeti'ni gün ışığına çıkarma şansını bulabilir miydik? Bütün bunların değerlendirilmesi varken Alman hayranı olan Enver Paşa'nın kararında Kayzer'in dik bıyıkları da rol oynadı ve bizi savaşa soktu iddiası komik değil mi? İnsanın içinden; "Ne bıyıkmış be!" diyeceği gelmez mi?

Aslı olmayan olaylarla abartılarak Sarıkamış Harekâtı'nın anlatılması insanı düşündürüyor. Bunlara ne lüzum var; hangi maksat güdülüyor? Genelkurmay'ın yayınladığı "Kafkas Cephesi - 3. Ordu Harekâtı" adındaki kitapta muharip askerimizin toplamının 76 bin olduğunun altı çiziliyor. Geriye kalan ordumuzun 15 Şubat 1915'teki sayımında 42 bin olduğu belirtiliyor. 10 binin üzerinde askerin firar mı ettiği, açlıktan çevredeki köylere mi dağıldığının tespit edilemediğine işaret ediliyor. Toplam şehit sayımızın 23 bin olduğu ortaya çıkıyor; bunların kaçı donarak hayatını kaybetti? Aslında donma olayının Erzurum'un Şenkaya ilçesine bağlı Baldız köyünden Sarıkamış'a hareket eden 25 bin kişilik piyade birliğinde gerçekleştiği biliniyor. Bunlardan 10 bininin Sarıkamış'a ulaştığı kesin. Hangi sihirbaz, nasıl bir maharetle kalan 15 bin kişiden 90 bin insanı dondurabiliyor?

Sarıkamış bölgesinde kışın askerî harekâtta bulunmak aklın alabileceği bir husus değildir. Fakat bahar gelince Ruslar kuzeyden, İngilizler güneyden bindirecekti; aynı anda iki tarafa karşı koyamayacağımızı düşünerek Bitlis'te buluşmayı planlamışlardı. Zayıf orduların galip gelmeleri zoru başarmalarıyla mümkündür. Kaldı ki Mareşal Fevzi Çakmak gibi değerli bir askerimiz, "Kumanda kadememiz bu harekâtın başarılı olacağına inanmış olsaydı, Rusları Kafkaslar'ın öte yakasına atar, milletçe rahat bir nefes alırdık." diyor.

Öyle anlatılıyor ki sanki 90 bin askerimiz hiçbir şey yapmadan donmuştu. Halbuki ordumuzun bir kolu Narman'ı, Ekrek'i, Ardahan'ı geri aldı; diğer kolu da Sarıkamış'a girdi. Enver Paşa'nın, Hafız Hakkı Paşa'ya emri şöyleydi: "Sakın Ardahan'a girmeyeceksin; biz Sarıkamış'ı alırız; fakat orayı elimizde tutabilmemiz için Kars-Sarıkamış tren hattının kesilmesi şarttır; aksi takdirde yorgun askerimiz Kars ve Batum'dan getirilecek kuvvetlere karşı koyamaz, Sarıkamış'tan çekilmek zorunda kalırız." Aynen dediği gibi olmuştur. Zafer kaprisinin insanı felakete sürükleyeceğini Enver Paşa biliyordu. İlk vuruşta Rusları sarstıkları için zafer tutkusuyla Hafız Hakkı Paşa emre aykırı olarak Ardahan'a girmiş, Kars-Sarıkamış tren hattını kesmekte gecikmiştir.

Doksan bin şehit, 1926 yılında dillerde dolanmaya başladı. Diyelim ki Enver Paşa ve emrindekiler olayı örtbas etmişlerdi. Onlar 1918'de ülkeden ayrıldılar, sekiz yıl sonra bu işin gündeme getirilmesinin bir anlamı yok mu?

Rusların, savaşlardaki ölü sayılarını az gösterdikleri tarihçilerin arasında adeta ittifakla kabul edilmektedir. Sarıkamış Harekâtı'nda 32 bin civarında ölü verdiklerini yazıyorlar. Oradaki komutanların başarısız oldukları için geri alındıkları, yerlerine yenilerinin görevlendirildiği herkesin malumudur. Bu da bize gösteriyor ki felaket sadece tek taraflı değil, iki taraflıdır. Ruslar kayıplarının ucuza gitmediğini milletlerine anlatmak amacıyla şehit sayımızı doksan bin olarak telaffuz ediyorlar. Güya şehitlerimizi anmak maksadıyla yapılan toplantılarda Rusların verdiği bu sayının tekrarlanması kime hizmettir.

İBRAHİM ALTAY - CUMARTESİ SABAH HABERLERİ

SARIKAMIŞ'TA 90 BİN YALANI SÜRÜYOR

30 Mart 2013

Mehmed Niyazi ezber bozuyor: "Sarıkamış'ta harekata 76 bin asker katıldı. Nasıl olur da 90 bini donarak ölür? Bu bir Rus propagandasıydı. 1926'da Enver Paşa'yı gözden düşürüp Türkiye'ye dönmesini önlemek için gündeme getirildi. İddialar tarihi gerçeklere uygun değil"

Sarıkamış harekatının, Çanakkale Zaferi'nin yıldönümüydü derken geçtiğimiz aylarda çok sayıda tarihi drama üretildi; beyaz perdeye yansıdı. Televizyon programlarında tartışmalar yapıldı. Özellikle bu filmlerin yapımcı ve yönetmenlerinin aynı zamanda ne büyük tarihçiler olduğunu öğrendik! Bizim gazete dahil verdikleri mülakatlarda yaptıkları işi değil, o tarihte gerçekte ne olduğunu, pek tabii klişelerden kurtulamadan anlatmaya çalıştılar. Bir de tarihçiler var. Bir misyon gazetesinin arka sayfalarında magazin tarihçiliği yaparak kendini üstad ilan edenler değil, yıllarını tarih araştırmalarına vermiş olanlar. Mehmed Niyazi bu kişilerden biri. Çanakkale savaşlarını kamuoyunun gündemine taşıyanların başında geliyor. Çanakkale Mahşeri romanı, yayımlandığında bu büyük savaş hakkında yazılan Türkçe eserlerin sayısı iki haneli rakamlara zor ulaşıyordu. Bugün yüzlerce... Ki Mehmed Niyazi bu romanı tarihi gerçeklere uygun bir şekilde yazabilmek içim tam yedi yılını verdi. Çanakkale'de cepheler arasında dolaştı, fazlaca rüzgara maruz kaldığı için yüz felci bile geçirdi. Mehmed Niyazi'nin Garbi Trakya Hükümeti'nin kuruluşunu, Plevne savunmasını, Yemen savaşını anlatan başka tarihi romanları da var. Öğrencilerinden birinden duydum: Mehmed Niyazi bir ara Sarıkamış harekatı hakkında da bir roman yazmaya niyetlenmiş. Bu konuyla ilgili araştırmalar yapmış. Nedeni, olayın tarihi gerçeklere uymayan bir şekilde ve politize edilerek anlatıldığını düşünmesiymiş. Enver Paşa'nın maceraperest oluşu, harekat planının yanlışlığı, 90 bin askerin donarak ölmesi... Acaba bunlardan hangisi tarihi gerçeklere uygun değil diyerek çaldım Mehmed Niyazi'nin kapısını.

SARIKAMIŞ'TA 90 BİN DEĞİL, 23 BİN ASKER ŞEHİT OLDU

Mehmed Niyazi, "Sarıkamış harekatında şehit olan asker sayısı 90 bin değil, 23 bin civarındadır," diyerek başladı söze. "Harekata 76 bin askerimiz katıldı. Nasıl oluyor da 76 bin askerimizden 90 bini donarak ölüyor? 15 Şubat 1915 tarihinde orduda yapılan sayımda 42 bin askerin kaldığı tespit ediliyor. Yaralıları çıkarırsak, toplam şehidimiz 23 bindir. Donma olayı Erzurum'un Şenkaya ilçesine bağlı Baldız Köyü'nden Sarıkamış'a hareket eden 25 bin kişilik piyade birliğinde gerçekleşiyor. Bunlardan 10 bininin Sarıkamış'a ulaştığı kesin. Hangi sihirbaz, nasıl bir maharetle kalan 15 bin kişiden 90 bin insanı dondurabiliyor? Donma olayı ordumuzun tamamında olmadı. Erzurum Şenkaya ilçesinden hareket eden 25 bin askerimizin 10 bini Sarıkamış'a girdiğine göre, donma olayı bunların arasında oldu. Bunların kaçı çarpışmalarda vuruldu, kaçı dondu bilmiyoruz. Ancak bir 90 bin yalanı devam edip gidiyor."

HALEN RUS PROPAGANDASINI DEVAM ETTİRİYORUZ

Haliyle şaşırıyoruz. "Nasıl oluyor da neredeyse kimsenin sorgulamadığı, herkesin ağzına sakız yaptığı bir konu bu kadar farklı değerlendirilebiliyor?" Bu bilginin savaştan hemen sonra kendi kamuoyuna propaganda yapmak isteyen Ruslar tarafından ortaya atıldığını iddia eden Mehmed Niyazi sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ruslar, bütün savaşlarda kendi ölü sayılarını azaltır, diğer ülkelerinkini çoğaltır. Sarıkamış Harekatı neticesinde Ruslar 32 bin askerlerini kaybettiler. Bunca askerin ölümünü mazur göstermek için 'Türkler de 90 bin kayıp verdi,' dediler. Bizdeki bazı kötü niyetli ya da bilgisiz kimseler de bunu alıp, yıllardır kullanıyor. Rus propagandasını devam ettiriyoruz. Olayı öyle bir gösteriyoruz ki sanki o cephedeki Osmanlı ordusu hiçbir şey başaramamış, sanki tek bir kurşun bile atamadan hepsi donup kalmış. Bizim bütün belgelerimizde 23 bin şehidimiz olduğu yazdığı halde bir 90 bin tutturmuş gidiyoruz. Hatta bazı kimseler gayretkeşlik yapıp bunu 100 binin üzerine çıkarıyorlar. Birçoğunun samimi olduğuna inanıyorum ve doğrudur ama arada bir orada kaybettikleri akrabalar icâd edenler bile çıkıyor. Garip insanlarız. Gözümüzü açtık 90 bin yalanı, yaşlandık bu yalan hâlâ devam ediyor."

GENELKURMAY ARŞİVLERİ DİĞERLERİNDEN DAHA SAĞLIKLI

Mehmed Niyazi'ye "O dönemde tutulmuş resmi kayıtlara ne kadar güvenilebileceğini soruyoruz. Madem Ruslarınki bir propaganda, bizimki de olamaz mı?" Zannedilenin aksine, Osmanlı devletinin kuruluşundan yıkılışına kadar kayıt ve arşivlere çok önem veren bir 'kayıt ve arşiv devleti' olduğunu vurguluyor. Sözü geçen dönemde de her şeyin kayıt altına alındığını belirtiyor ve "Harekatta ölenlerin isimleri arşivlerde var," diyor. "Haklısınız! Hiçbir kaynak aslında yüzde 100 sağlıklı değil. Çünkü kayıtlar savaş ortamında tutulmuş. Yani, bombaların, çatışmaların ortasında. Buna rağmen Genelkurmay'daki arşivin diğer iddiaların karşısında daha güçlü olduğunu düşünüyorum," diye ekliyor.

ATATÜRK, ENVER PAŞA'NIN DÖNMESİNDEN ÇEKİNİRDİ

"Peki öyleyse," diyorum. "Bütün bu iddialar nereden çıktı ve nasıl böyle yaygın bir kabul seviyesine ulaştı?" Cevabında Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki politik dengeleri ima eden göndermeler var. "Bu yanlış bilgi 1926 yılında ortaya atıldı. Yarbay Şefik tarafından yazılan ya da ona yazdırılan bir eser tarafından. Öncelikle herkese tavsiyem Yarbay Şefik'in Sarıkamış harekatındaki rolünü araştırmaları. Bu kitabın nasıl bir kişisel başarısızlığı örtme ve kendisini cezalandıranlara yönelik öfke marifetiyle yazıldığını anlasınlar." Mustafa Kemal Paşa ile Enver Paşa arasındaki gerilime de dikkat çekiyor Mehmed Niyazi. "Sarıkamış, bütün dünyada bilinen bir savaştı. Yani, gizli kapaklı bir hadise değildi. Enver Paşa ve arkadaşları 1918'de memleketi terketti. Kafkasya'ya giden Enver Paşa'nın bir gözü sürekli Türkiye üzerindeydi. Mustafa Kemal Paşa ile mektuplaşmaları var. Enver Paşa sevilen bir adam. Padişahın damadı ve Edirne Fatihi... Atatürk onun yurda dönme ihtimalinden endişe ediyor. 1926 yılında Enver Paşa ile alakalı bu iddiaların ortaya atılmasının bir manası olması lazım. Onu itibarsızlaştırmaya yönelik bir çaba bu. Dönemin basın organlarıyla bir kampanyaya dönüştürülüyor adeta. Üstünkörü laflara inanmadan önce tarihi iyice araştırmak zorundayız."

SARIKAMIŞ NEREDEYSE MECBUREN YAPILMIŞ BİR HAREKÂTTI

Sarıkamış'ın önemli bir harekat olduğunu vurgulayan Mehmed Niyazi son olarak şunları söylüyor: "Hiçbir subay, o karda, soğukta bu harekatı yapmayı göze almaz. Demek ki bu harekatın yapılması için önemli bir sebep vardı. Çünkü bahar geldiği zaman Ruslar kuzeyden, İngilizler güneyden Filistin'e yürüyeceklerdi. Bizim ordumuz iki tarafa karşı koyamayacağı için bu harekatı yaptı. Zayıf ordular, zaferi ancak inanılmazı başarmakla elde eder. Kaldı ki, bu çok güzel planlanmış bir harekattı. Ama Yarbay Şefik gibi adamlar ve daha başkaları bu harekatı baltaladı. Fevzi Çakmak'ı biliyorsunuz. Atatürk tarafından da çok ciddiye alınan, yıllarca Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir komutandı. Bu konu hakkında söylediklerine kulak verin. Diyor ki: '22 Aralık 1915'te yaptığım harekata kumanda kadememiz inansaydı, Rusya'yı Kafkasların ötesine atardık. Milletçe rahat bir nefes alırdık.' Allah orada kaybettiğimiz bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Dilerim ki en yakın zamanda bu korkunç siyasi propagandanın malzemesi olmaktan kurtulurlar." Mehmed Niyazi'nin iddiaları kısaca böyleydi. Tartışma başlayabilir.

MİLLİYET

SARIKAMIŞ HAREKÂTI NEDİR? SARIKAMIŞ'TA NELER OLDU?

İŞTE SARIKAMIŞ TARİHÇESİ

22 Aralık 2018

Bugün Sarıkamış Harekatı'nın 104. yıldönümü. Binlerce vatan evladının büyük bir kahramanlık öyküsüne imza attığı Sarıkamış Harekatı ile ilgili merak edilenleri derledik. İşte 104 yıl önce bugün Sarıkamış'ta yaşananlar...

 Türkiye, Sarıkamış Harekatı'nı 104. yılında da unutmadı. Doğu Anadolu'da Kars'a bağlı Sarıkamış'ta 104 yıl önce yaşananları vatandaşlarımız için araştırdık. Peki Sarıkamış Harekatı'nda neler yaşanmıştı?

SARIKAMIŞ HAREKÂTI NEDİR?

Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Sarıkamış'ta gerçekleşen kara çatışmalarından olup Osmanlı İmparatorluğu'nun askeri taktik hatasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri girişimdir.

AMACI

Kasım 1914'te Azap ve Köprüköy'e saldıran Rusların, 3.Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa tarafından mağlup edilip dağıtılmıştır. Hasan İzzet Paşa dağılmış Rus ordusunu yakalamak yerine orduyu 15 kilometre geri çekmiştir.

Hali hazırda dağıtılmış olan Rus ordusunu yok edip Bakü Petrollerine ulaşmak ve Alman İmparatorluğu'nun sanayi ihtiyacını karşılamak harekâtın amaçlarından biridir. Ayrıca 1877'deki 93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yenilgisi ile sonuçlanınca Batum savaş tazminatı olarak Rusya'ya verilmiş, Sarıkamış, Kars, Ardahan ve Artvin de Berlin Antlaşması ile Rusya'ya bırakılmıştı. Bu yurt topraklarını geri almak amacıyla, 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa, 19 Aralık tarihinde "Sarıkamış Harekâtı" planlarını kurmaylarına sundu. Osmanlı ve Alman kurmay heyeti planı kabul etmiştir.

KAYIPLAR

Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığına göre Osmanlı zayiatları 60.000 ve Rus zayiatları 30.000'dir. Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının bir çoğunun Ruslar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden ölmesidir. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. 5000 kişi civarında esir alınmıştır. Bunlar tahmine göre Kırımda domuz çiftliğinde çalıştırılarak ve aç bırakılarak ölmüşlerdir.

Tarihçi-Yazar Mehmet Niyazi, Sarıkamış Harekâtı'ndaki ölü sayısının tüm belgelerde toplamda 23.000 olduğunu, 90.000 rakamının 60.000 kayıp veren Rusların yalanı olduğunu kaydeder. 90.000 askerin öldüğü iddiası ilk olarak Sarıkamış Harekâtı'ndan sekiz yıl sonra Binbaşı Şerif Bey'in yazdığı kitapta yer almaktadır. Osman Mayatepek 75.000 muharip kuvvetin bulunduğu tarafın 90.000 askerinin ölmesinin matematiksel olarak imkânsız olduğunu ifade etmektedir.

SONUÇLARI

Savaştan sonra İstanbul'a dönen Enver Paşa uzun bir süre Sarıkamış hakkında herhangi bir haber, bildiri veya yayın yapılmasını engelleyerek sansür uygulamış ve Osmanlı halkı savaşta olup bitenleri uzun yıllar sonra öğrenebilmiştir.

Ermeni gönüllü tümenleri Rus kuvvetlerinin başarısında önemli etken olmuştur. Bunlar kritik zamanlarda Osmanlı hareketlerine meydan okudu: "Osmanlı'nın gecikmesi Sarıkamış etrafında yeterli kuvvet konsantre etmesi için Rus Kafkasya Ordusu'na zaman kazandırmıştır." Enver Paşa, Ermeniler'i suçladı ve bölgede Rusya ile aktif beraberlikte bulunduklarını söyledi. 1918 Mart ayında Brest-Litovsk Antlaşması ile Sarıkamış ve Kars geri alınmış, ama aynı yılın Ekim ayında Mondros Mütarekesi uyarınca eski sınırlara dönülmüş ve topraklar elden çıkmıştı.

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
FATİHLİ ÇOCUKLAR 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMINI ŞENLİK HAVASINDA KUTLADI…
FATİHLİ ÇOCUKLAR 23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMINI ŞENLİK HAVASINDA KUTLADI…
TUZLA BELEDİYESİ GENÇLİK MERKEZİ, DGS ADAYLARINA DA ÜCRETSİZ KURS DÜZENLİYOR
TUZLA BELEDİYESİ GENÇLİK MERKEZİ, DGS ADAYLARINA DA ÜCRETSİZ KURS DÜZENLİYOR