Advert

google porn google porn

ümraniye escort bayan antalya escort bayan

NECİP FAZIL KISAKÜREK’İ RAHMETLE ANIYORUZ...

26 Mayıs 1904’te Perşembe günü İstanbul’da doğan Necip Fazıl Kısakürek yine 25 Mayıs 1983 Perşembe günü (78 yaşında) İstanbul’da aramızdan ayrıldı.

NECİP FAZIL KISAKÜREK’İ RAHMETLE ANIYORUZ...
NECİP FAZIL KISAKÜREK’İ RAHMETLE ANIYORUZ... İbrahim DİNÇ-Eğitimci
Bu içerik 799 kez okundu.

Üstâd takma adıyla da anılan Filozof, Şair, Yazarımız Necip fazıl Kısakürek İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mevzunu; Türk şair, romancı, oyun yazarı ve İslamcı ideolog’dur.

“Üç günlük dünya için

 Gayret üstüne gayret,

 Ebedi bir hayat için

 Gayret yok hayret…”

Esrelerinde Mistisizm, İnsan ve Tasavvuf duygusu hakîmdir. Büyük Doğu Hareketi Edebî akımının kurucusu ve öncüsüdür.

“Önemli Eseri İdeolokya Örgüsü, Kaldırımlar – 1928,  Önemli Ödülleri Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü-1980.”

İman ve İslam Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982). Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) unvanını kazanmış oldu.

Neslihan Kısakürek’le izdivaç yapan Üstad’ın 1943’te Mehmet Kısakürek isimli oğulları dünyaya geldi.

Necip Fazıl Kısakürek, 24 yaşındayken yayımladığı ikinci şiir kitabı Kaldırımlar ile tanındı.1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınan şair-yazarımız Türk basınının merkezi olan Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer aldı.

1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşayan Kısakürek, 1943-1978 arasında 512 sayı yayımlanan Büyük Doğu dergisi yoluyla İslamcı görüşlerini kamuoyuna duyuran ve Büyük Doğu Hareketi'ne önderlik eden bir şairdir. Dergi, Türkiye'de antisemitizmin yayılmasında öncü bir rol oynadı.

İlköğrenimini pek çok farklı okulda devam eden ve Büyük Reşit Paşa Numûne Mektebinden sonra da seferberlik sebebiyle ‘Gebze'nin Aydınlı Köyü’nün (Bu günkü Tuzla’nın Aydınlı Mahallesi) ilk mektebi’ne yazılan Üstâd  Kız kardeşi Sema’nın beş yaşında ölümünden sonra annesi vereme yakalanınca ailecek Heybeliada'ya taşındı ve ilk öğrenimini, Heybeliada Numûne Mektebinde tamamladı.

İstanbul’un işgali sırasında annesi ile birlikte Erzurum’daki dayısının yanına giden Necip Fazıl, bu arada henüz çok genç yaşta olan babasını kaybetti.

İstanbul Darülfünûn (Hukuk Fakültesi)’da yüksek öğrenimine başlayan ve ardından Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesine giren Üstâd; bu okulda Ahmet Haşim, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Faruk Nafiz, Ahmet Kutsi gibi dönemin ünlü edebiyatçıları ile tanıştı. Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Yeni Mecmua dergisinde ilk şiirleri yayımlandı.

28 Haziran 1949'da Büyük Doğu Cemiyeti’ni kurdu. Yeni İstiklâl ve sonra da Son Posta gazetelerinde yazarlığa başladı. 1963-1964’te Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konferanslar verdi.

1965’te ‘b.d. Fikir Kulübü’nü kurdu. Konferanslar serisini ve günlük yazılarını sürdürdü; bazı eserlerini gazetelerde tefrika etti.

1973 yılında Hacca gitti. O yıl oğlu Mehmet’e "Büyük Doğu Yayınevi"ni kurdurdu. ‘Esselâm’ isimli manzum eserinden başlayarak daha evvel çeşitli yayınevlerince basılmış eserlerinin düzenli yayınına başladı. 23 Kasım 1975’te Millî Türk Talebe Birliği tarafından Mücadelesinin 40. Yılı münasebetiyle bir ‘Jübile’ tertiplendi. (20 yaşımda,  Vatan Caddesi başında bulunan Edirnekapı Öğrenci Yurdu’nda kaldığım öğrencilik yılım idi,  ben de o programa katılmıştım) 1976'da, dergi-kitap şeklinde, 1980 yılına kadar 13 sayı sürecek "Rapor"ları, 1978'de de SON DEVRE Büyük Doğu dergisini çıkardı.

26 Mayıs 1980’de Türk Edebiyat Vakfı tarafından "Şairler Sultanı" ve 1982 yılında yayınlanan "Batı Tefekkürü ve İslâm Tasavvufu" isimli eseri münasebetiyle de "Yılın Fikir ve Sanat Adamı" seçildi.

“İman ve İslâm Atlası” adlı eserini yazmak için 1981 yılında Erenköy’deki evinde odasına kapandı. Yeni bir parti kurmak üzere bulunan Turgut Özal’ı sık sık odasına kabul etti, tavsiyelerde bulundu.

Döneminin güçlü kalemi, ‘mütefekkir, şair-yazar büyük dava adamı Necip Fazıl Kısakürek; ardından sayısızca eserler bırakarak Türk gençliğinin gönlünde taht kurarak aramızdan ayrılan Üstadımız 25 Mayıs 1983’te evinde hayatını kaybeden Üstadımızın cenazesi kalabalık bir törenle, Üniversiteli gençlerin omuzlarında Eyüp Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi.

“İçimdeki beldenin her damında bir sala, yokluk dipsiz felaket, varlıksa büyük bela…”

Necip Fazıl Kısakürek Üstadımıza Rabb’ımdan gani gani rahmetler diliyoruz, mekanı Cennet olsun inşallah. O’nu asla unutmadık, unutmayacağız…

Merhum Üstadımızı bir şiiriyle yâd edelim:

SAKARYA TÜRKÜSÜ (1949)

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,

Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

 

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

 

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.

Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;

Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;

Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;

Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;

Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?

Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;

Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

 

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,

Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

 

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;

Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;

Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!

Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,

Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;

Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;

Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;

Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

 

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

“Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes; eyy kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es…”

Hazırlayan: İbrahim Dinç (Eğitimci-Gazeteci)

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
YENİ BİR SANAT VE EDEBİYAT DERGİSİ YAYIN HAYATINA BAŞLIYOR
YENİ BİR SANAT VE EDEBİYAT DERGİSİ YAYIN HAYATINA BAŞLIYOR
SAĞLIKLI GÜLÜMSEME=SAĞLIKLI DİŞLER
SAĞLIKLI GÜLÜMSEME=SAĞLIKLI DİŞLER

iskenderun escort bayan konya escort bayan iskenderun escort iskenderun escort iptv izmir escort izmir escort bayan alsancak escort balçova escort bornova escort buca escort çeşme escort çiğli escort gaziemir escort izmir anal escort izmir arap escort izmir çıtır escort izmir grup escort izmir olgun escort izmir rus escort izmir sınırsız escort izmir ucuz escort izmir vip escort izmir yeni escort karşıyaka escort üçyol escort antakya escort