Advert

google porn google porn

ümraniye escort bayan antalya escort bayan

UNUTULAN VE UNUTTURULAN KÛTÜ’L-AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)

“Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’de İngilizleri büyük bir bozguna uğratan şanlı ecdadımız, Kût’ül Amâre’de İngilizlere geçit vermemiş, İngiltere’nin sömürgecilik faaliyetlerine ve cihan imparatorluğu unvanına büyük bir darbe indirmiştir.”

UNUTULAN VE UNUTTURULAN KÛTÜ’L-AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916)
UNUTULAN VE UNUTTURULAN KÛTÜ’L-AMMARE ZAFERİ (29 NİSAN 1916) İbrahim DİNÇ-Eğitimci
Bu içerik 2095 kez okundu.

"1. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914'te başlayan ve 11 Kasım 1918'de sona eren ... Almanya 1 Ağustos'ta Rusya'ya, 3 Ağustos'ta da Fransa'ya savaş ilan etti."

1914'te Birinci Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden biri, İngilizlere karşı oluşturulan Irak cephesidir. Osmanlı dönemi kaynaklarında Irak-ı Arap olarak adlandırılan bölge, jeopolitik ve stratejik bakımdan önem arz eden Dicle-Fırat havzasında tarihteki Mezopotamya’yı (Verimli Hilal) içine alır ve Basra Körfezine kadar uzanır.

Kût’ül Amâre, Bağdat ile Amara arasında, Dicle kıyısında bir yerdir. Medinetü’l-kût şeklinde de anılan Kût’ül Amâre, Birinci Dünya Savaşı’nda Irak cephesi için stratejik bir öneme sahipti. Basra’dan Bağdat’a kadar olan bölgeyi kontrol altında tutmak isteyen İngilizler, bu emellerine Bağdat-Basra arasında yer alan Kût’ül Amâre’yi ellerinde tutarak ulaşabilecek ve buradaki nüfuzunu koruyabilecekti…Hedef buydu.

Özet olarak Kut’ül Amâre; “Birinci Dünya Savaşı’nda, Osmanlı Devleti’nin aynı anda birden çok cephede mücadele etmesi, şartları daha da zorlaştırmıştır. Tüm bu zorluklara rağmen, dini ve milli duygularla tek yürek olan Osmanlı askerleri, dönemin süper gücü olarak nitelendirebileceğimiz İngiliz ordusunu büyük bir hezimete uğratmıştır. 13.309 askeriyle koşulsuz ve şartsız teslim olan İngiliz ordusunun yaşadığı hezimet, İngiliz tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.

Kût’ül  Amâre Zaferi, ülkemizdeki tarih yazıcıların ideolojik bakış açılarının tesiri ve İngilizlerin kara propagandasıyla 60 yıl boyunca unutturulmaya çalışılmıştır. Bertolt Brecht’in “Yenilenlerin tarihini, yenenler yazmıştır” sözü bu zaferden sonra tersine işlemiş ve dünya Kût’ül Amâre’nin tarihini, İngiliz tarihçilerin perspektifinden görmüş ve okumuştur. İngilizler, Kût’ül Amâre’de yaşadıkları hezimeti kendi içlerinde her yönüyle masaya yatırmış ama dünya kamuoyunda unutturma ve çarpıtma yoluna gitmiştir. Ecdadımızın Çanakkale’den sonra yazdığı bu büyük zaferi unutmamak ve unutturmamak tarihi bir görev ve sorumluluktur.

Osmanlı Devleti’nin İstanbul’a uzak cephesinde, Kût’ül  Amâre’de kahramanca savaşan şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Ruhları şâd, mekânları Cennet olsun inşallah…

Osmanlı Devleti’nin Çanakkale’den sonra, Kût’ül  Amâre’de de İngilizleri bozguna uğratması, Birinci Dünya Savaşı’nı müttefiklerin kazanacağı ümidini doğurmuştur. Kût’ül  Amâre İngilizler için ne kadar gurur kırıcı bir hadise ise Türkler için de bir o kadar onur ve sevinç kaynağı olmuştur.

ZAFERDEN ZAFERE

İtilaf devletleri, Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul’u teslim almak, boğazların kontrolünü ele geçirmek, Rusya’ya erzak ve asker yardımı yapmak ve Almanya’nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakmak amacıyla Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmıştı. İtilaf devletleri ile Osmanlı Devleti arasında süren kara ve deniz muharebeleri 1915- 1916 yılları arasında devam etmişti. Birinci Dünya Savaşı boyunca saldırgan bir tutum izleyen İngilizler, Çanakkale’ye aynı saldırgan tutum ve Osmanlı Devleti’ni yalnızca savaşın değil tarih sahnesinin de dışına çıkarma hayaliyle gelmişlerdi. Balkan Savaşları’nda ağır yenilgiler alan Osmanlı ordusu, Çanakkale’de küllerinden doğmuş ve itilaf devletlerinin bütün emellerini boşa çıkarmıştı. Millet olma şuuru ve İslami saliklerle Çanakkale’yi geçilmez kılan Türk ordusu, Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük destanını yazmış ve tüm dünyadaki mazlum milletlere cesaret vermişti. Çanakkale’de büyük bir mağlubiyet yaşayan İngilizlere, ikinci büyük mağlubiyeti de yine Osmanlı Devleti yaşatmıştı. Sömürgeci ve saldırgan İngilizler, Kût’ül Amâre’de hiç beklemedikleri bir direnişle karşılaşmış ve ne kadar unutturmaya çalışsalar da asla unutulmayacak bir darbe almışlardı.

OSMANLI DEVLETİNİ İNGİLİZLERE KARŞI KARŞIYA GETİREN SEBEP

Arap Yarımadası’nda İngilizlerle Osmanlı Devletini karşı karşıya getiren birçok sebep vardı. İngilizler, Hindistan yolunun güvenliği için Basra Körfezi’ne sahip olmak, bölgedeki petrol kaynaklarını kontrol altında tutmak, Arapları kendi taraflarına çekerek Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtmak istiyordu. Birinci Dünya Savaşı’nda birden çok cephede çarpışan Osmanlı Devleti, İngilizlerin bölgedeki ilerleyişini durdurmak için Irak’ta da bir cephe oluşturmuş ve savaşın seyrini bir kez daha değiştirmişti.

Hindistan’daki sömürgelerinin güvenliği için Irak’ı önemseyen İngilizler, II. Abdülhamid Han’ın hayata geçirdiği Hicaz demir yolundan da rahatsızlık duyuyordu. Bölgedeki emellerine bir an önce ulaşmak isteyen İngilizler, adalı İngilizlerin ve Müslüman Hintlilerin yer aldığı bir birlikle Irak’a sefer düzenlemişti. İngilizlerin bölgedeki siyasi emellerini tehdit eden tek ülke itilaf devletleri arasında yer alan Osmanlı Devleti’ydi. Osmanlı Devleti’nin seferberlik döneminde Irak’taki kuvvetlerini diğer cephelere kaydırmasını fırsat bilen İngilizler, hemen harekete geçti.

6 Kasım 1914’te Basra Körfezi’nin kıyısında yer alan Fav’a asker çıkaran İngilizler, ardından da İran sınırında petrol tesislerinin bulunduğu Abandan’a yerleştiler. Bölgedeki ilerleyişlerine devam eden İngilizler, Fırat ve Dicle nehirlerinin birleştiği Şatülarab’daki Kurna’yı da ele geçirdiler.

 İngiliz savaş tarihine, “Kuvvetsiz, teşkilatsız, komutansız Irak baskına uğramıştır” şeklinde geçen bu ilerleme, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu güç durumu da ifade ediyordu. Osmanlı kurmayları, bölgedeki kuvvetlerini kolordu seviyesine çıkartan İngiltere karşısında, yeni arayışlara girmişti. Irak’tan İngilizleri atmak için yeni stratejiler geliştirmek elzem olmuştu. Bu kapsamda, Teşkilatı Mahsusa’nın kurucularından Süleyman Askeri Bey, bir kısım kuvvetin başında bölgeye gönderilmişti. Süleyman Askeri’nin komutasındaki Osmanlı birlikleri, bölgedeki Osmanlıya bağlı Arap aşiretlerinin de desteğiyle İngilizleri Rota mevkiinde durdurmayı başardı. Bu başarısızlık karşısında İngilizler, kuvvetlerini artırarak yeniden harekete geçti ve Şuabiye Muharebesi’nde Osmanlı birliklerini başarısızlığa uğrattı. Bu başarısızlığı hazmedemeyen Süleyman Askeri Bey, maalesef canına kıydı.

Süleyman Askeri Bey’in ardından Irak Cephesi Komutanlığına Albay Nureddin Bey tayin edildi. Kût’ül Amâre’de bir savunma hattı oluşturarak İngilizleri durdurmaya çalışan Nureddin Bey, bu gayesinde başarılı olamadı ve Kût’ül Amâre’, 29 Eylül 1915’te İngilizlerin kontrolüne geçti. Bağdat’ı ele geçirmek isteyen İngilizler, bu amaçla 6. Hint Tümeni Komutanı Sir Charles Townshend’i görevlendirmişlerdi. İngilizlerin Bağdat üzerine yürümesi, Irak cephesinde büyük bir tedirginlikle karşılandı. Bağdat’ı savunmak üzere hemen alarma geçen Osmanlı Devleti, müstakil bir ordu kurdu. VI. Ordu adı verilen bu müstakil ordunun başına da Alman Mareşal Von Der Goltz getirildi. En kısa sürede Bağdat’ı ele geçirmek isteyen İngilizlerin amacı Doğu’da bir güç gösterisi yapmak ve Osmanlı Devleti’nin tüm direncini kırmaktı. Osmanlı Devleti’de Çanakkale’de büyük bir bozguna uğrattığı İngiliz ordusunu tekrar bozguna uğratarak Bağdat’ı alınmaz kılmak istiyordu. Osmanlı birliklerini komuta eden Nureddin Bey, Bağdat üzerine yürüyen İngiliz ordusunu, Bağdat’ın hemen güneyinde yer alan Selman-ı Pâk’ta karşıladı. Selman-ı Pâk Muharebesi’nde kahramanca mücadele eden Osmanlı birlikleri, İngilizleri bir kez daha mağlup etmeyi başardı. İngiliz Generali Townshend komutasındaki İngiliz ordusu, 25 Kasım 1915’te geri çekilmek zorunda kaldı. İngiliz kuvvetlerinin Kût’ül Amâre’’ye çekilmesiyle, Irak’ta ibre Osmanlı Devleti’nden yana dönmüştü. İngiliz askerlerine 2 ay boyunca yetecek erzakın bulunduğu Kût’ül Amâre’, 2 kilometrelik dar ağzı olan mevkide savunma savaşı için önemli bir noktaydı. Birliğini Kût’ül Amâre’’ye çeken Townshend’in savunma savaşı ile amacı, İngiltere’nin Irak’a yardımcı kuvvet göndermesi için zaman kazanmak ve yardımcı kuvvetlerin desteği ile kuşatmadan kurtulmaktı. General Townshend ve askerleri gerekli yardımın bir ay içinde geleceğinden ve en kısa sürede, içinde bulundukları kuşatmadan kurtulacaklarından emindi. İngiltere’nin Irak’a sevk edeceği ek birlikleri yoktu, bu yüzden Kût’ül Amâre’’de kuşatılan askerleri kurtarma görevi Irak’taki diğer İngiliz birliklerine verildi. Bu birlikler, Osmanlı güçlerine dört kez saldırsa da başarılı olamadı. Kût’ül Amâre’’de mahsur kalan İngilizler, kasabada bulunan 6 bine yakın Arap ahaliyi de savunmanın bir parçası haline getirip kullanmaya başladı. Ancak İngilizlerin planı yine tutmayacaktı. Arap ahalideki askerlerin bazıları taraf değiştirerek Osmanlı birliklerinin yanında saf tutmaya başlamıştı. Saf değiştiren Arap ahaliye, bir süre sonra İngiliz ordusu içinde bulunan Müslüman Hintli askerler de katılmıştı. Müslüman kardeşlerine kurşun sıkmak istemeyen Hintli askerler, çeşitli yollarla kaçarak Osmanlı mevzilerine iltica etmeye başlamıştı. General Townshend, kaçma girişimlerini önlemek için sert tedbirler alsa da hatta kaçmaya çalışırken yakalanan bazı askerleri kurşuna dizdirtse de başarılı olamamıştı. Müslüman Hintli askerler ölümü dahi göze alarak Müslüman kardeşleriyle karşı karşıya kalmamak için saf değiştirmeye devam etmişti.

KOŞULSUZ ŞARTSIZ TESLİM

Kût’ül Amâre’’de yiyecekleri tükenmeye başlayan İngiliz askerlerini zor günler bekliyordu. Ordudaki at ve katırları yemeye başlayan İngilizlere havadan ve nehir yoluyla yiyecek yardımı yapılmaya çalışıldı. Kût’ül Amâre’ye yiyecek atmaya başlayan İngiliz uçakları, amaçlarına tam olarak ulaşamadı. Çünkü atılan yiyeceklerin büyük bir kısmı ya Dicle Nehri’ne düşüyor ya da Osmanlı birliklerinin bulunduğu alana düşüyordu. Hava yolu ile Kût’ül Amâre’’ye gerekli yardımı ulaştıramayan İngilizler, bu sefer deniz yolunu deneyecekti. Julnar isimli bir vapura, 270 ton gıda malzemesi yükleyen İngilizler, vapuru gece karanlığında Kût’ül Amâre’’ye ulaştırmayı denedi. Osmanlı birlikleri arasındaki ilk hattı geçen Julnar vapuru, daha sonra fark edildi ve yoğun ateş altına alındı. Yoğun ateşe dayanamayan ve karaya oturan vapuru ele geçiren Osmanlı birlikleri, vapura ‘Kendi Gelen’ ismini vererek Osmanlı filosuna dâhil etti. Günde 20 askerin açlıktan ölmeye başladığı İngiliz birliğinde, General Townshend’in umutları tükenmeye başlamıştı. 19 Nisan 1916’da tifüs hastalığından vefat eden Alman Mareşal Goltz Paşa’nın yerine Irak’taki VI. Ordu komutanlığına tayin edilen ve rütbesi generalliğe terfi ettirilen Halil Paşa, İngilizlere teslim olmaları için bir mektup yolladı. İki komutan, 26 Nisan 1916’da Dicle Nehri üzerinde bir araya geldi. General Townshend, 1 milyon İngiliz sterlini ve bütün silahlarla malzemeleri teslim etme karşılığında kendisi ve askerlerinin serbest bırakılmasını teklif etti. Teklifi nazikçe reddeden Halil Paşa, bu şanlı zaferi hiçbir şeyle değişmek istemiyordu. Halil Paşa’nın İngilizlerin koşulsuz şartsız teslim olmalarını istemesi üzerine görüşmelerden bir sonuç alınamadı. Osmanlı ordusunun kabiliyetini ve muharip ruhunu küçümseyen Townshend’in gelinen noktada teslim olmaktan başka çaresi kalmadı ve Townshend Osmanlı kuvvetlerine, 29 Nisan günü öğleden sonra teslim olacağını bildirdi. Binbaşı Nazmi Bey komutasındaki 3. Alay, 29 Nisan günü, marşlar söyleyerek Kût’ül Amâre’’ye girdi ve hükümet binasına Türk bayrağını çekti. Halil Paşa, Miralay Kazım Karabekir ile birlikte, teslim olduktan sonra Townshend’i Kût’ül Amâre’’de ziyaret etmişti. Townshend bu ziyaret sırasında kılıcını ve silahını teslim etmek istemiş ama Halil Paşa büyük bir alicenaplık örneği göstererek ve “Bunlar şimdiye kadar sizindi, bundan sonra da öyle olacaktır” diyerek bu teklifi reddetmiş ve generali onurlandırmıştır. Teslim olan İngiliz kuvvetlerinde; general rütbesinde 5 İngiliz Subayı, teğmenden albaya kadar değişik rütbelerde 272 İngiliz subayı, 204 Hintli subay, 2592 İngiliz eri, 6988 Hintli er, muharip olmayan er ve hizmetli sınıfına dâhil 3248 asker vardı. Toplam 13.309 kişilik İngiliz birliği, koşulsuz-şartsız teslim olmuştu. Teslim alınan yaralı ve hasta İngiliz askerleri, yapılan anlaşma ile İngilizlerin elinde esir bulunan Türk askerleri ile mübadele edilmişti. Anlaşma gereği 1085 İngiliz askeri iade edilmiş ve karşılığında aynı sayıda Türk askeri esirlikten kurtarılmıştır. Diğer esir İngiliz askerleri de nehir ve kara yolu ile Anadolu’ya gönderilmiş ve çeşitli vilayetlere gönderilerek esir kamplarına yerleştirilmiştir. General Townshend de İstanbul’ a gönderilmiş ve Mondros Mütarekesi’ne kadar İstanbul’da tutulmuştur.

KÛT’ÜL AMÂRE ZAFERİ’NİN ÖNEMİ VE SONUÇLARI

Kût’ül Amâre’ Zaferi, Osmanlı ordusunun son derece güç şartlar ve imkânsızlıklara rağmen kazandığı büyük bir zaferdir. Güç koşullara rağmen disiplinden taviz verilmemesi ve bu bölgede görev yapan komutanların askeri dehası, bu zaferdeki en önemli faktörlerdir. İngiliz tarihçi James Morris, Kût’ül Amâre’ yenilgisini, “İngiltere’nin askeri tarihindeki en sefilane teslimiyet” olarak tanımlamıştır. İngiliz ordusunun Çanakkale Zaferi’nden sonra aldığı en ağır darbe Kût’ül Amâre’olmuştur. Kût’ül Amâre’’de kuşatılan İngiliz askerlerini kurtarmak için harekete geçen Irak İngiliz Ordusu, Osmanlı birlikleriyle girdiği mücadelede 22 bin askerini kaybetmiştir. Kût’ül Amâre’Zaferi ile İngilizlerin Bağdat’a ulaşmasını engelleyen Osmanlı Devleti, bölgedeki Arap aşiretlerini de kendi safına çekmeyi başarmış ve büyük bir siyasi zafer kazanmıştır. Kût’ül Amâre’’de ağır bir bozguna uğrayan İngiltere’nin itibarı sarsılmış, İngilizlerin Çanakkale’den hemen sonra böyle bir yenilgiye uğratılması Türk kamuoyunda yıllardır İslam dünyası üzerine çökmüş İngiliz baskısının yerle bir olması olarak değerlendirilmiştir. “Bu zafer, İngiltere’nin cihan imparatorluğu unvanına da ağır bir darbe indirmiş ve İngiltere’nin Doğu’da İslam dünyası üzerindeki nüfuzunu azaltmış ve baskısını kırmıştır.” Türk ordusu, Ruslara yardımı bir kere daha önlemiş ve harbin genel gidişatı üzerinde etkisi olacak büyük bir muvaffakiyet kazanmıştır. Kût’ül Amâre’ Zaferi, dünyada da geniş yankı bulmuştur. İngiltere’nin uğradığı bu hezimet, İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerimizde coşkuyla kutlanmış, İslam dünyasını heyecanlandırmış ve Osmanlı Devleti’nin müttefiki olan Almanya ve Avusturya’da büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Kût’ül Amâre’ Zaferi’nin hemen akabinde, padişaha ve Osmanlı hükümetine tebrik mesajları yağmıştır. 4 ay 23 gün süren Kût’ül Amâre’kuşatması, Osmanlı Devleti’nin zaferiyle sonuçlanmış ve bu zafer İngilizlerin Irak-İran cephesindeki tüm oyunlarını boşa çıkarmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın başında, hasta adam olarak nitelendirilen ve küçümsenen Osmanlı Devleti, Çanakkale’de ve Kût’ül Amâre’’de İngilizleri tarihlerinin en büyük bozgununa uğratarak savaşın seyrini değiştirmeyi başarmıştır.

KÛT’ÜL AMÂRE ZAFERİ NEDEN UNUTTURULDU?

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere karşı dünya kamuoyunda ses getiren bir zafer kazanmıştı. Zaferin etkisi ve sevinci Osmanlı sınırlarını aşmış, birçok incelemenin ve araştırmanın da konusu olmuştu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, İkinci Dünya Savaşı’nın bitimine kadar, uluslararası dengeler tamamen değişmiş, tarih sahnesine yeni devletler çıkmış ve küresel stratejiler yeniden şekillenmişti. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda, dış siyaset politikasını Amerika-İngiltere ekseninde belirleyen Türkiye’nin bu yeni dış politikası, 40’lı yılların sonuna doğru keskinleşecek ve bir kırılma noktası oluşturacaktı. İçeride tarihi aktörlerin resmi tarihi kendi perspektiflerine göre şekillendirmesi yüzünden kenara itilen Kût’ül Amâre’Zaferi, dışarıda da dış siyasetin kurbanı olacak ve Türkiye-İngiltere ilişkileri çerçevesinde, tarihin tozlu raflarına itilerek hafızalardan silinmeye çalışılacaktı. Kût Bayramı, 1952 yılına kadar askeriyeyle sınırlı olsa da kutlanmıştır. 1952 yılında resmi programlardan çıkarlan Kût Bayramı, zamanla unutulmaya yüz tutmuş, yeni nesiller ecdadımızın bu şanlı zaferinden bihaber yetiştirilmiştir. Tarihi kayıtlardan yalnızca Kût’ül Amâre’ Zaferi değil, zaferin kahramanları da silinmeye çalışılmıştır. Kût’ül Amâre’’de ağır bir yenilgiye uğrayan İngilizler, savaş sonrasında Londra’da bir soruşturma komisyonu kurmuştur. Yenilginin sorumlularını ve yenilgiye sebep olan faktörleri mercek altına alarak olayı her açıdan aydınlatmaya çalışmışlardır. Kût’ül Amâre’’de yenilen İngilizler, bir yıl sonra Musul’u almayı başarmış olsa da Kût yenilgisini hiçbir zaman unutmamış ama dünyanın unutması için de her türlü propaganda aracına başvurmuşlardır. İngilizlerin bu stratejisi Türkiye’de de kısmen başarılı olmuş, 60 yıl boyunca Kût’ül Amâre Zaferi anılmamıştır. Türkiye’nin NATO’ya üyelik sürecinde yasaklanan Kût Bayramı, 60 yıl sonra ülkemizde yeniden kutlanmaya ve bu tarihi zafer ile ilgili yeni araştırmalar yayınlanmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti merkeze uzak bir coğrafyada, her türlü imkânsızlık ve yokluğa rağmen devrin süper gücü olarak nitelendirebileceğimiz İngiltere’yi büyük bir bozguna uğratmıştır. Tarihin akışını iyi bilmek, tarihin seyrini değiştirebilmek için elzemdir. Kût’ül Amâre’ Zaferini her zaman hatırda tutmak ve gelecek nesillere aktarmak da tarihi bir görev ve sorumluluktur.

KÛT ŞEHİTLİĞİ

1920 yılında Bağdat’a 180 km uzaklıkta Kûtü’l-Ammare’de inşa edilen şehitlik, etrafı duvarlarla çevrili büyük bir anıt şeklindedir. Burada 7 subay ve 43 er olmak üzere 50 şehidimizin mezarı bulunmaktadır.

TÜRKLERE ŞEREFÜ ŞAN, İNGİLİZLERE KARA MEYDAN

 Halil Paşa’nın Kût’ül Amâre’ Zaferi’nden sonra yazdığı günlük ordu emri: ORDUMA “Arslanlar! Bütün Türklere şeref ve şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın güneşli semasında şehitlerimizin ruhları sevinçle gülerek uçarken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. Ordum gerek Kût karşısında ve gerekse Kût’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve 10 bin erini şehit vermiştir. Fakat buna karşılık bugün Kût’ta 13 general, 481 subay ve 13 bin 300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30 bin zayiat vererek geri dönmüşlerdir. Şu iki farka bakılınca, cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu olayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vakayı Çanakkale’de, ikinci vakayı burada görüyoruz. Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni tekemmül eden vaziyet-i harbiyemiz karşısında muvaffakiyet-i atiyemizin parlak bir başlangıcıdır. Bugüne ‘Kût Bayramı’ namını veriyorum. Ordumun her ferdi, her sene bu günü tesit ederken şehitlerimize Yasinler, Tebârekeler, Fatihalar okusunlar. Şühedamız, hayatı ulyatta, semavatta kızıl kanlarla pervat ederken, gazilerimiz de âtideki zaferlerimizle nigehban olsunlar.”

Mirliva Halil

Altıncı Ordu Komutanı

29 Nisan 1916 Bağdat

Kût'ül Amare şehitleri, Kût'ül Amare Zaferi'nin 104. yıl dönümü dolayısıyla Irak’ın Vasıt (Kût) vilayetinde bulunan Türk Şehitliği’nde düzenlenen törenle yâd edildi.

Halil (Kût) Paşa (1882 - 1957) Enver Paşa'nın ondan iki yaş büyük amcası. Kût'ül Amare Kahramanı" olarak bilinir. 1957'de İstanbul'da vefat etti. Anıları, Kût'ül Amare Kahramanı Halil Paşa'nın Anıları “Bitmeyen Savaş" adıyla 1972'de yayımlandı.

Hazırlayan: İbrahim Dinç/Eğitimci (Eyüp Belediyesi Kültür İşleri Arşivinden İstifade Edilmiştir…)

 

 

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Kadriye Turhan     2020-05-02 Harika bir araştırma yazısı, çok istifade ettim. Tarihimizi bilmek ve bildiklerimizi de tazelemek çok mühim. Kaleminize sağlık Hocam...
Metin Akkaya     2020-05-01 Hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. Güzel bir tarih yolculuğu yarattınız bize, bu makalede gerçekten eşsiz bilgiler var...
Hakan Karabay     2020-04-30 Teşekkür ederim çok güzel yazı olmuş. Faydalandık
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DİNİMİZCE HASTA ZİYARETİNİN FAZİLETLERİ
DİNİMİZCE HASTA ZİYARETİNİN FAZİLETLERİ
Mübarek Kurban Bayramımız Kutlu Olsun...
Mübarek Kurban Bayramımız Kutlu Olsun...

iskenderun escort bayan konya escort bayan iskenderun escort iskenderun escort iptv izmir escort izmir escort bayan alsancak escort balçova escort bornova escort buca escort çeşme escort çiğli escort gaziemir escort izmir anal escort izmir arap escort izmir çıtır escort izmir grup escort izmir olgun escort izmir rus escort izmir sınırsız escort izmir ucuz escort izmir vip escort izmir yeni escort karşıyaka escort üçyol escort antakya escort